Özet

Fransız Psikanalist Jacques Lacan’nın sosyal bilimler literatürüne kazandırmış olduğu “objet petit a” teriminin kavramsal bağlamı doğrultusunda incelenmesi ve görsel iletişim imgelerine dönüştürülmesi makalenin ana hedefini oluşturmaktadır. Türkçe’ye “Küçük a nesnesi” olarak çevrilen ve arzu nesnesi olarak tanımlayabileceğimiz bir kavram olan “Objet petit a”, psikanalitik yöntemler dahilinde “Özne”nin tanımlanması, kavranması ve incelenmesi anlamında önemli bir yere sahiptir. Kavramın görsel imgeler ve anlatım tarzları ile kurgulanarak, bir sinema anlatısı üzerinden analizlenip afiş tasarımına dönüştürülmesi araştırmanın başlıca konusudur. Etkili bir görsel iletişim aracı olan afiş medyumu tasarımcıların sıklıkla başvurduğu yöntemlerdendir. Görsel iletişim çok disiplinli çalışma yöntemlerine sahip bir alandır. Tasarımcı görsel iletişim üzerinden bazen bir tiyatro anlatısını, bazen sosyal içerikli mesajları, bazen de kavramları yüzey olarak kullandığı afişlerde somutlaştırmaktadır. Bu bağlamda, sinema anlatısı üzerinden yola çıkarak görselleştirilen bir afiş tasarımının, kavram, imge ve tasarım ilişkisi üzerinden sorgulaması yapılacaktır.

Anahtar Sözcükler: Psikanaliz, Jacques Lacan, Alfred Hitchcock, Vertigo Film, Sinema, Görsel İletişim, Poster Tasarım.

Abstract

The main objective of the article is to examine the term “objet petit a” which was introduced by the French Psychoanalyst Jacques Lacan to the social sciences literature, in scope of its conceptual context and transform it into visual communication images. “Objet petit a”, which is translated into Turkish as “Küçük a nesnesi (Small object a)” and can be defined as an object of desire, has an important place in the definition, comprehension and examination of “subject” within psychoanalical methods. The main subject of the study is to construct the concept with visual images and expression styles, analyze it through a cinema narrative and transform it into poster design. Poster medium, which is an effective visual communication tool, is one of the methods frequently used by designers. Visual communication is a field with multidisciplinary working methods. Through visual communication, the designer sometimes embodies a theater narrative, sometimes social messages, and sometimes concepts on posters he uses as a surface. In this context, a poster design that is visualized based on the cinema narrative will be questioned over the relationship between concept, image and design.

Keywords: Psychoanalysis, Jacques Lacan, Alfred Hitchcock, Vertigo Film, Cinema, Visual Communication, Poster Design.

Giriş

Görsel iletişim tasarımcısı kavramlar üzerinden yürüttüğü çalışmalarında bazı dayanak noktaları geliştirmektedir. Bu durum bazen sosyolojik temellere, bazen de insanı anlama ve sorgulama amaçlı psikolojik temellere dayandırılarak gerçekleştirilir. Kavramsal düşünce bağlamında imgeler aracılığıyla tasarlanan her çalışma göstergebilimsel temeller üzerine inşa edilmektedir. Anlam çoğu zaman tasarımların arkasında bulunan ve deşifre edilmeyi bekleyen sistem içerisinde bulunmayandır (Williamson, 2001: 79). Tasarımcı bu deşifre edilemez olanın peşinden giderek, imgelerin arkasındaki kavramları çalışır göstergeler dönüştürür.

Tasarımcı imgeler ve kavramlar arasında belirlediklerini izleyiciye sunmadan önce çalışmasının mecrasını belirler. Belirlediği mecranın gösterimi, sergilenişi vurguladığı malzemeye göre farklılıklar gösterebilir. Her zaman kavramlar biçimle beraber aynı dili konuşmalıdır. Bu ortak dil bazen bir afişe bazen de hareketli grafiklere dönüşebilir. Önemli olan aktarımın doğru kavramlar ve doğru mecra ile izleyiciye sunulmasıdır. İncelenecek olan çalışmada ele alınan kavram psikanalist Lacan’ın objet petit a kavramıdır. Bu kavram Vertigo adlı filmin yorumlanması ve izleyiciye aktarılmasında önemli bir araca dönüşmüştür.

Jacques Lacan

Bir Metinsel Çözümleme Birimi Olarak Lacan Psikaanalizi

1901-1981 yılları arasında yaşamış olan Fransız düşünür Jacques Lacan, Freud’a dönüş hareketi temsilcilerinden ve “Benlik Psikolojisi” kuramı üzerine farklı söylemler geliştirmiş önemli psikanalistlerdendir. Freud psikanalizine önemli katkılarda bulunan Lacan, bilinçdışı & dil üzerine yoğunlaşarak (‘Gerçek’, ‘Simgesel’ ve ‘İmgesel’ başta olmak üzere) farklı ve yeni kendilik ve benlik psikolojisi geliştirmiştir (Nasio, 2007: 21-41). Williamson’a (2001) göre Lacan psikanalizi şöyle yorumlanır;

“Lacan’ın psikoanalitik teorisi önemlidir; çünkü bilinci doğuştan değil, yaratılmış olarak görür: Özne oluşturulur, doğmaz. Bir “bilinç”yaratma düşüncesi, açıktır ki ideolojik süreçlerle ilgilidir” (Williamson, 2001: 62).

Lacan’ın Ferdinand de Saussure’ün yapısal dilbiliminden etkilenerek Freud’cu psikanaliz kuramını yeniden yorumlayışı çağdaş eleştiri kuramını derinden etkilemiştir. Karanlık tarzı birçokları için bir engel oluşturmaktadır. Dinleyici kitlesini psikanalitik öz-incelemeye benzer biçimde anlamı kurmaya teşvik eder (Jirgens, 2009: 26-33).

Lacan’a olan tepkiler tartışmalı olduğu kadar geniştir ve psikanaliz çevrelerinin dışına uzanarak Marksizm, feminizm, sinema, sosyal bilimler, mimari, medya ve edebi kuramlar konusunda uzmanlardan gelen tepkileri de içermektedir. Jirgens’e (2009) göre Lacan Psikanalizi Freud’un bütünsel benlik görüşünü reddettiği noktada yeniden yorumlanarak şekillenir. Lacan, “Bilinçdışı dil gibi yapılanmıştır” diyerek bir formülasyon oluşturur. Bu formülasyon onun kuramsal çalışmasının ve psikanalizi yeniden yapılandırma girişiminin çok özlü bir ifadesidir (Jirgens, 2009: 35-47).

Kastedilen “Dil” Yapısalcı dilbilimin açıkladığı haliyle dil ‘dir. Yapısalcı modele göre ise dil: anlamları kendi ayrımlarıyla belirleyen ve anlam oluşturan kendine özgü bir yapı ya da sistemdir. Buna göre anlam ayrımları yalnızca dil yapısı ya da sistemi içindeki öğelerin dağılımı ve rolleriyle belirlenir. Yani dil bir göstergeler sistemidir ve dışsal bir gönderimi yoktur. Lacan bunu psikanalize uyguladığında vardığı sonuç, bilinçdışı’nın tıpkı dil gibi kendine özgü bir yapı ya da sistem olduğudur (Nasio, 2009: 48-51).

Lacan’nın bilinç dışı ve dil üzerinden ilerlettiği psikanalitik yöntemi, postyapısalcı kuramın düşünürlerince birçok alanda kullanılmıştır. Başta sinema olmak üzere yorumbilimsel metod ile gerçekleştirilen alt okumalarda, Lacan psikanalizi önemli bir çözümleme aracı olmuştur.

Lacan’ın “Objet petit a” Kavramı ve Kültürel Ürün Analizi

Hayatın içinde olan, eyleme dönüşen ve kurgusallaştırılan her yapıt, öznenin epistemolojik ve ontolojik olarak dünyayla kurduğu ilişkinin bir ürünüdür. Bu ontolojik olarak insanın en temel var-oluş halidir (Deleuze, 2001: 24- 36). Bundan hareketle öznenin içerisinde bulunduğu her üretim süreci, aynı zamanda onu ve dünyayı algılayışımızı çeşitlendiren parametreler sunmaktadır.

Kültürel ürünler, psikanalizin, göstergebilimin, dilbilimin mercek altına aldığı ve beslendiği önemli alanlardır. Başta Slovaj Zizek olmak üzere birçok düşünür Lacan’ın teorileştirdiği kavramlar üzerinden kültürel ürün analizlerini inşa etmiştir.

Sinema bu ürünlerin en başında gelmektedir. Anlatım biçimleri içinde sinema en etkili kültür ürünlerindendir. Yorumbilimsel evrende anlam Williamson’a (2001) göre şöyle izah edilir;

“Yorumbilimsel bir evrende, anlam daima “orada bulunmayan”dır; çünkü o şeylerin içinde ikamet etmez, fakat şeylerin kanallarıyla (sınırlı) yorumlanmalıdırlar: Anlam, şeylerin “arkasındaki” imgesel alanda bulunur. Bu nedenle yorumbilimsel anlamında “anlam”, daima deşifre edilecek nesnede bulunmayandır… Öyleyse “anlam” deşifre edilmeyi isteyen bir sistemde bulunmayandır. Bu nedenle, görünüşteki orada bulunmayışlar anlama götüren “pencereler” özelliğine sahip olurlar” (Williamson, 2001: 79).

Bu yaklaşım doğrultusunda sinema anlatısı yorumbilimsel açıdan çok önemli bir yere sahiptir. Özne’nin ontolojik konumuna, benlik bilincine sızdığımız sinema anlatıları, analitik metodlarımızı geliştirmemize destek olmaktadır.

Psikanalitik kavramlar ve sinema ortak paydada en temel anlamıyla bize özneyi yani insanı tanıma ve anlamada yardımcı olurlar. “Objet petit a” kavramı da bu bağlamda öznenin bilinçdışı labirentleri hakkında önemli detaylar verir. Objet Petit a Türkçe’ye “küçük a nesnesi” olarak çevrilmiştir. Objet – a, gerçek bir nesne değildir, bir fantazi nesnesidir. Bu nesne, arzu nesnesi aslında “yok”tur. Öznenin ne olduğunu bilmediği, sadece göz ucuyla görebildiği ilksel eksik’in fantazmatik eşdeğeridir (Kay, 2006: 57-68). “Objet a tüm psikanalitik nesneler arasında kavranması en zor olanıdır. O onu dolduracak hiçbir imgesel uzantısı olmayan, simgesel düzendeki saf bir eksikliktir” (Kay, 2006: 85).

            Lacan, Freud’un yası tutulan kişi üzerinden temellendirdiği kavram olan objet-nesne’yi, öteki kimdir sorusuna cevap arayarak ilerletmiş ve objet petit a kavramının temellerini oluşturmaya başlamıştır (Kay, 2006: 85-97). Nasio (2007) objet petit a üzerine şöyle bir  yorum getirir;

“Sevilen ve artık yasını tuttuğum yitirilmiş olan bu öteki kimdir? Freud ona “nesne” der Lacan, ise “nesne a” diyecektir“ (Nasio, 2007: 118).

Vertigo Film Afişi

Objet Petit a” Kavramına Alfred Hitchcock, Vertigo Filmi Üzerinden Bir Bakış

Gerilim ve korku türünde filmler çeken Alfred Hitchcock sinema tarihinin önemli isimlerindendir. Filmlerinde psikolojik öğeleri sıkça kullanan Hitchcock izleyici üzerinde derin etki yaratmıştır. Popülerliği, gündelik hayatın içerisindeki olağan karakterleri ince ince işleyerek kült isimlere çevirmesi ile oldukça artmıştır. Döneminin en bilinen ve izlenen anlatısı Psycho adlı filmidir.

Hitchcock neredeyse her filminde, psikolojik bir kavram üzerine odaklanır. Vertigo adlı hikayesi de bu tarza örnek verilecek filmlerinden biridir. Vertigo adlı film 1958 yılında çekilmiştir. Film, San Fransisco polisinden dedektif Scottie Ferguson’nun yaşadığı bir kaza sonucu, yükseklik korkusunun açığa çıkmasıyla beraber polisliği bırakması senaryosu içinde gelişir. Polisliği bırakan ve özel dedektif olan Scottie’yi, eski okul arkadaşı Gavin Elster karısını takip etmesi için tutar. Sonrasında Scottie genç kadının peşinden San Fransisco’ya döner ve kendisini karmaşık olayların içinde bulur. Fiennes’in, 2006 yılında vizyona giren The Pervert’s Guide To Cinema adlı belgeselinde Vertigo’nun hikayesine şu şekilde değinilir;

“Vertigo’nun hikayesi nedir?

Bu patalojik anlamda yükseklik korkusu olan ve kariyerini etkileyen emekli bir polisin hikayesidir. Sonra eski bir arkadaşı ona, filmde Kim Novak’ın oynadığı güzel karısını takip etmek için para verir. Güzel eş, çok önceden ölmüş olan İspanyol Güzeli Carlotta Valdés’in hayaleti tarafından gizemli bir şekilde ele geçirilmiştir.

Her ikisi de birbirlerine aşık olurlar ve güzel eş kendini öldürür.

Madelain’in intiharıyla birlikte Vertigo’nun ilk bölümü olması gerektiği kadar paramparça edici değildir.

Bu gerçekten dehşetli bir durum olsa da bu büyük kayıbın içindeki ideal devam etmektedir (Fiennes, 2006). Scottie,  filmin seyri içerisinde aşık olduğu kadının ölümüne tanık olur. Bu onda travma etkisi yaratır ve her yerde, aşık olduğu, fantezi nesnesine dönüştürdüğü kadını arar. Bu bir anlamda filmin de ötesinde ele alabileceğimiz bir okuma biçimini açığa çıkartır. Bunun sonucunda bizi (özneyi psikolojik ve ontolojik olarak arzu-eden varlık olarak da ele alan), psikanalist Jaques Lacan’nın “Objet petit a” kavramını düşünmeye sevk eder. Scottie karakteri sevdiği kadının ölümünden sonra yaşadığı travmayla şehirde gördüğü her kadını Madelien’e benzetir. Bu arayış onu Madelein’e çok benzeyen bir yandan da aslında o olan, bir kadınla tanışmasıyla son bulur. Scottie arzulama nesnesine dönüştürdüğü kadını bir anlamda bulmuştur ve Madelin’den arta kalan boşlukları, tanıştığı Juddy karakteri ile tamamlamaya çalışır. Film, aslında bu boşluğun hiçbir zaman doldurulamaz olduğunun cevabıyla sonlanır.

Objet Petit a Kavramının Vertigo Filmi Üzerinden Afiş tasarımına Dönüştürülmesi

Görsel iletişimin bir türü olan afiş tasarımı, duyuru ve bilgilendirme amacıyla olmak üzere birçok alanda kullanılan etkili iletişim araçlarındandır. Tasarım yüzeyi olarak sıklıkla kullanılan afiş, gösteren ve gösterilen kavramları doğrultusunda imgeler, metaforlar ve metonimiler aracılığıyla üretilir. Bir tasarımcı, ele alacağı anlatısının içeriği ve odağı ne ise onun can alıcı noktalarını analizleyerek çalışmasına başlar. Bu sebeple tasarımcının aletleri imgeler ve kavramlardır.

“İmge” tüm görsel disiplinler içerisinde kendi çekirdeğini oluşturan anlam yapısını bir çeşit okuma biçimine dönüştürmektedir. Bu göstergesel anlam zinciri aynı zamanda görsel iletişim tasarımcısının dâhil olduğu bir süreçte var olur. Proje kapsamında yer alan çalışmalar, disiplinlerarası okumanın sonucunda, birer iletişim tasarımı olarak ortaya çıkarılmaktadır.    İletişim tasarımları; imgenin anlam boyutunda leke, renk, tipografi, kullanılan yüzey, sunuluş biçimi ve deforme edilerek oluşturulmuş alanlar olarak tekrardan metne büründüğü yapının ana çekirdeği olarak ele alınabilir. Bu ana çekirdek durmaksızın imgeden sızan anlam yapılarının yerlerini değişkenlikler içerisinde tekrar tekrar şekillendirir.

Vertigo filmi tasarım alanına çekilerek incelendiğinde Lacan’ın objet petit a kavramı üzerinden bir okuma gerçekleştirilebilmektedir. Kavramlardan, imgelerin evrenine, oradan görsel iletişimin sınırlarına girmek, tasarımcıların sıklıkla başvurduğu yöntemlerdendir. Tuncer’e (2007) göre imge aktarımı olarak grafik tasarım şöyle tanımlanır; “Grafik tasarım her yerdedir… Yaptığımız, gördüğümüz, satın aldığımız her şeye dokunur; onu reklam panolarında ve İncil’lerde, taksi faturalarında ve web sitelerinde, nüfus kâğıdımızda ve hediye çeklerinde, aspirin kavanozlarının içindeki kıvrık kâğıtlarda ve tombul çocuk kitaplarının kalın sayfalarında görürüz. Grafik tasarım, popüler bir sanat ve pratik bir sanattır; uygulamalı bir sanat ve eski zamanlara ait bir sanattır. Basitçe söyleyecek olursak, fikirleri görselleştirme sanatıdır” (Tuncer, 2007: 92).

Kavramların görselleştirilmesi görsel iletişim tasarımının ana hedefidir. Vertigo filmi üzerinden tasarlanan afiş tasarımı da bu doğrultuda hazırlanmış ve sergilenmiştir.

Vertigo için Hazırlanan Afiş Tasarımı

Çalışma çift taraflı tasarlanmıştır. Dikine gelen parçanın içerisinde bir kadın silüeti yer alır. Bu kadın silüeti, çalışmadan sınırları dâhilinde çıkartılıp alt tarafından tutunmak suretiyle, yüzey boş bırakılacak şekilde sergilenir. Çıkarılan parçalar önlü arkalı olarak tasarımdan sarkıtılır. Tasarımın belirleyicisi olan asal yapı, tasarım yüzeyinde kullanılan boşluktur. Her iki tarafa sarkıtılan kadın silüeti ve onun oluşturduğu boşluk bir anlamda Vertigo filminde Scottie tarafından idealleştirilen ve arzu-nesnesine dönüştürülen Madelein karakteridir. Çalışma bu olgunun sorgulandığı psikolojik yansımalar doğrultusunda imgeselleştirilmek istenmiştir. Oluşturulan ve tamamlanamayacak olan boşluk aslında dolaylı olarak “Objet-a” kavramının bir metaforudur. Bu hem filme dair bir imgesel gönderme hem de genel olarak insan psikolojine dair bir sorgulamadır. Ortaya koyulan çalışma bir anlamda, özne-arzu-etme, onun kısır döngüsü ve sonucunda ortaya çıkan fanteziler gibi kavramların sorgulanması olarak ele alınabilir.

Çalışmada tipografi genel olarak parçalanmış ve belli belirsiz, leke görünümlü görsel unsur olarak aktarılmak istenmiştir. Her iki tarafta da Scottie’nin âşık olduğu kadına gönderme yapacak isimler ve metin, belirsizlik içerisinde yansıtılmaya çalışılmıştır.

Afişin Sergileme Görünümü

Genel olarak tasarımda kullanılan renkler, vurgulanmak istenen düşünce ışığında filme dair önemli sahnelerin hissettirilmesine yöneliktir.

Objet petit a kavramı çerçevesinde tasarlanan afiş, hiçbir zaman ulaşılamayacak olan bir arzunun peşinden sürüklenmenin imgesel dönüşümüdür. Özne bilinçdışı labirentlerinde arzularının peşinde ilerlemez. Zaten hiçbir zaman arzu edemeyeceklerinin hazzı etrafında sürüklenir. İşte bu büyük boşluktur ‘Objet petit a’yı dile dönüştüren imgeler.

Sonuç

Lacan tarafından psikanaliz literatürüne kazandırılan objet petit a kavramı, insanın bilinçdışı süreçlerini anlamamızda önemli ipuçları vermektedir. Öznein ontolojik evreninin, sinemasal anlatımla karaktere dönüştürülmesi ve kavramsallaştırılması kavramların idrak edilmesi bağlamında önemlidir. Görsel iletişim tasarımcısının sosyal bilim alanlarındaki kavramlar üzerinden çalışmalar üretmesi onun multidisipliner özelliklerine katkı sağlamaktadır. Diken (2010) göstergeler ve tüketim arasındaki bağı şöyle ifade eder;

“Yaşadığımız toplum göstergeler, imgeler ve gösterge sistemleriyle daha da ilgilenir hale gelen, gitgide “sinemalaştırılan” bir toplum. Dolayısıyla gerçeklik gitgide daha çok sahneleniyor, toplumsal üretim ve gündelik deneyimler de sahnelenen sinemasal emsallerine göre değerlendiriliyor. Morin’in idda ettiği üzere, insan bir “homo sinematografikus” haline geliyor. Toplumsallaşmak, bugün büyük ölçüde imgeler oluşturmak ve tüketmek demek” (Diken, 2010: 24).

Günümüz toplumunda artık imgeler üzerinden daha fazla iletişim metodları geliştirilmektedir. Kavramlardan anlatılara oradan görsel iletişime dönüşen bu süreçte tasarımcılar multidisipliner olanaklarını genişletmek ve ilerletmek durumundadır. Görsel iletişimin vazgeçilmezi olan imge, yorumbilimsel evrende hepimizin maruz kaldığı bir olgu haline gelmiştir.

Tasarım & İçerik: Aykut Ağaçayak

//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

KAYNAKÇA

DELEUZE Gilles, (2006). Felsefe Nedir, (Çev. Turhan Ilgaz), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

DİKEN Bülent, B. LAUSTSEN Carsten, (2008). Filmlerle Sosyoloji, (Çev. Sona Ertekin), İstanbul: Metis Yayınları.

Fiennes Sophie (Yön.), The Pervert’s Guide to Cinema, Amoeba Film, (Yap.) 2006

Jigens, Karl (2009). “Lacan Biyografisi”, (Çev. Mert Kireçci), Monokl Dergisi, Sayı. 6-7, ss.26-47.

Kay Sarah, (2006). Zizek, (Çev. Zeynep Kuyumcu), İstanbul: Encore Yayınları.

Nasio, J. D.  (2007). Lacan’ın Kuramı Üzerine Beş Ders, (Çev. Özge Erşen), Murat Erşen. Ankara: İmge Yayınları.

Tuncer A. Selim, (2007). “Rol Karmaşası ve Sonuçları: Grafik Tasarımcıda Grafik İletişimin Muhatabı Olursa”, Sayı 07 Mart-Nisan Grafik Tasarım Dergisi, ss. 92-93.

Williamson, J. (2001). Reklamların Dili “Reklamlarda Anlam ve İdeoloji”, (Çev. Ahmet Fethi), Ankara: Ütopya Yayınevi.